Halk Edebiyatı
Format: .pps
Sayfa: 32
Ses: yok
İçerik:
Yaratıcısı bilinmeyen edebiyattır.
Anonim şekilde oluşan ürünler:
Destanlar, Masallar, Maniler, Türküler, Ninniler,
Bilmeceler, Halk öyküleri(Dede Korkut), Karagöz,
Orta oyunu… gibi halkın ortak malı haline gelmiş
ürünlerdir.
4 mısradan oluşur.
7’li hece ölçüsüyle yazılır.
Kafiye düzeni: a,a,x,a
Asıl anlatılmak istenen duygu/düşünce genellikle son iki
mısradadır.
Hemen her konuda yazılır.
Cinaslı (Ayaklı) manilerde mısra sayısı fazla olabilir.
İki kişinin karşılıklı söyledikleri manilere “deyiş” denir.
Doğu Anadolu’da “Bayatı”, Urfa’da “Hoyrat” denir.
MANİ TÜRKÜ
Genellikle; aşk,doğa,güzellik,kahramanlık,sosyal olayları
konu alır.
Kendine özgü bir ezgiyle söylenir.(Bozlak,Barak)
Yapı bakımından iki bölümden oluşur;
1. BÖLÜM;Türkünün asıl sözlerinin söylendiği bölümdür.Bu
bölüme “ bent ” denir.
2. BÖLÜM;Bentlerin sonunda tekrarlanan nakarat bölümüdür.
Bu bölüme “ kavuştak ” denir.
Türküler bazı özelliklerine göre 3 gruba ayrılır;
a) Ezgilerine göre:
1) Usullü Ezgiler:Oyun Havaları
2) Usulsüz Ezgiler:Uzun Hava
b) Konularına göre : Aşk türküsü, kahramanlık türküsü
Yapılarına göre : Manilerden kurulanlar,dörtlüklerden
kurulanlar.
Türküler kavuştaklarına göre kafiyelenir
AĞIT
Sevilen bir kişinin ölümünden duyulan acıyı dile
getiren ve her zaman ezgiyle söylenen şiirlerdir.
Aslında bir türkü çeşididir.
NİNNİ
Küçük çocukları uyutmak için özel bir ezgiyle
söylenen şiirdir.
Aslında türkünün bir çeşididir.
ATASÖZÜ
Uzun deneyim ve gözlem ürünü olan, topluma öğüt
vererek doğru yolu göstermeye çalışan kısa
özlü sözlerdir.
BİLMECE
Bir varlık ya da nesnenin adını anmadan niteliklerini
üstü kapalı bir biçimde o varlığı buldurmayı amaç-
layan sözlerdir.
FIKRA
Güldürürken düşündürmeyi amaçlayan kısa, nükteli
sözler.
HALK HİKAYELERİ (DEDE KORKUT)
Oğuz Türklerinin geleneklerini, göreneklerini, tarihi ve
coğrafi konumlarını, savaşlarını Oğuz Türkçesiyle anlatır.
12 öykü ve bir önsözden oluşur.
Bunlar destan geleneğinden halk hikayeciliğine geçiş dö-
neminin ürünleridir.
Nazım nesir karışıktır.
İslamiyet’in izlerini taşır.
Tabiat ve hayvanlar ön planda tutulmuş, canlı bir
şekilde işlenmiştir.
Aliterasyonlara yer verilmiş.
Yazma nüshaları “DRESTEN VE VATİKAN” dadır
HALK TİYATROSU
Karagöz, ortaoyunu ve meddah gibi seyirlik oyun-
lardır.
Geleneksel sözlü tiyatronun örneğidir.
Hem göze hem kulağa seslenir.
Şive taklidinden yararlanır.
Oyunlar doğaçlama oynanır.
KARAGÖZ
Bir kukla oyunudur, eğlendirme amacı taşır.
Oyunun bel kemiğini Karagöz adlı cahil biriyle , Hacivat
adlı bilgili geçinen biri arasındaki diyaloga dayanır.
Klişeleşmiş bölümleri vardır.
Kuklayı oynatan kişi , konuşmaları tek başına
yapar.
ORTAOYUNU
Şehir meydanlarında ya da kendileri için hazırlanan
yerlerde Pişekar ,Kavuklu ,Zenne gibi sabit tiplerle
oynanan güldürü amaçlı seyirlik oyundur.
Oyunun bel kemiğini şive taklitleri oluşturur.
Metinsiz ,suflörsüz bir oyundur.
MEDDAH
Tek kişilik bir oyundur.yüksekçe bir yere çıkan meddah,
değişik şivelerle konuşarak anlattığı bir olayla güldürü
oluşturur.
AŞIK EDEBİYATI
Aşık, Ozan denilen saz şairlerinin; gurbet, aşk,
ayrılık, sevgili, doğa, yiğitlik, eleştiri gibi konularda
saz eşliğinde söyledikleri ürünlerdir.
Dil sadedir, hece ölçüsü kullanılmıştır.(Aruzu kulla-
nanlar da olmuştur.)
Aşıklar, usta-çırak ilişkisiyle yetişen gezginlerdir.
Yarım uyak ve cinaslara yer verilmiş.
Şiirlerin son dörtlüğünde şairin adı geçer.
Şiirler doğaçlama yazılır.
Bu şiirler “CÖNK” adı verilen defterlere yazılır.
AŞIK EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ
11’li hece ölçüsüyle oluşturulur.
Dörtlüklerden oluşur, dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir.
Halk ve Aşık edebiyatının en çok kullanılan nazım biçimidir.
Divan edebiyatındaki gazele benzer.
Dili sade ,anlatımı yalın ve içtendir.
Son dörtlükte ozanın adı geçer.(Tapşırma)
K O Ş M A Konuları Bakımından Şöyle İncelenir: TAŞLAMA
Kişilerin ve toplumun kötü yanlarını
yeren eleştiren şiirlerdir.
Divan edebiyatı; Hicviye
Batı edebiyatı; Satir
Günümüz edebiyatı; Yergi
Dertli, Seyrani, Kazak Abdal,
Aşık Veysel bu türde eser veren
en ünlü ozanlardır.
KOÇAKLAMA
Yiğit anlamına gelen “ koçak ” söz-
cüğünden türetilmiştir.
Bu türde yiğitlik, kahramanlık ve
savaş konuları işlenir.
Köroğlu ve Dadaloğlu bu türde en
güzel örnekleri vermiştir.
Slayt:










