AİLE İÇİ İLETİŞİM

Günümüzde anne-babalar çoğu zaman çocuklarını geleceğe daha iyi hazırlayabilmek için ya da çağın ekonomik şartlarına ayak uydurabilmek için bazı psikolojik ve pedogojik yanlışlar yapmaktadırlar. İşte biz bu sohbetimizde, bir insanın kişiliğini bozmadan nasıl ideal bir insan olarak yetiştirebileceği ve yetiştirme konusuna da -genel olarak- büyüklerin düştükleri hatalara değinmek istiyoruz.

İyi bir çocuk yetiştirmek için anne babanın “çocuk eğitimi” konusunda gerekli bilgileri edinmeleri mutlaka şarttır. Çünkü insan yetiştirme yanlış adım affetmez.

Eski devirlerin birinde bilge bir devlet başkanı etrafındaki adamlara bir servetiniz olsa neler yapardınız diye fikirlerini sorar. Oradakiler hanlar, hamamlar yaparım, aşevleri yaptırırım, camiler, kütüphaneler yaptırırım, şeklinde fikirler öne sürerler. Bunları dinleyen o bilge insan, bu dediklerinizin hepsi güzel yatırımlar fakat ben olsaydım o serveti insan yetiştirmeye kullanırdım. Çünkü iyi yetişmiş insan olduktan sonra bu dediklerinizin hepsi olur.

HAYATTAN NE İSTERSİNİZ?

Aile İçi İletişim ve Sağlıklı İletişim Önerileri
Hayattan ne isteriz”? Sorusuna çok çeşitli cevaplar verilebilir ancak “mutlu bir ailesinin olması” dileği belki de en iyi bilinenidir. Mutlu bir ailenin sağlanabilmesi için aile kurumunun da temel gereksinimleri bulunmaktadır.

Ailenin temel gereksinimlerini 7 alt başlıkta inceleyebiliriz.
AİLENİN TEMEL GEREKSİNİMLERİ NELERDİR?

1.Değerli olma duygusu:
1.Değerli olma duygusu: Aile içindeki etkileşim çocukları “ben değerliyim” ya da “değersizim” duygusuna götürür. Bu gereksinim aile içinde yerine getirilmezse çocuk farklı yollarla bu duyguyu elde etmeye çalışır.

2.Güven ortamı: Aile içindeki bireyler kendilerinin aile içinde emniyette olduğunu, dışarıdaki tehlikeli olayların aile içine girmeyeceği duygusunu sağlamak ister. Bu duygu da aile içinde kazanılması gereken bir duygudur.

3.Yakınlık ve dayanışma duygusu:
Aile içinde temel güven ve dayanışma varsa aile dışında bireyin karşılaştığı stres oluşturan olumsuz olaylar çok da yıkıcı olmaz. Güven duygusunun yaşandığı aile dış dünyanın yaratmış olduğu sıkıntı ve kaygılarından kendisini koruyabilir..

4.Sorumluluk duygusu:
Sorumluluk duygusu aile sistemi içindeki gelişmeye başlar. Anne ve babalar davranış ve sözleri ile sorumluluk duygusunu ifade ederler. Aile içinde sadece anne baba değil herkes sorumluluk duygusunu paylaşır. Elbette ki çocuklara yaşları oranında sorumluluk verilmelidir.

Çocuğa her şey hazır verilmemelidir. Sorumluluk duygusunun gelişimi ile ilgili anlatılanlar zorluklarla mücadele etme ile ilgilidir. Çocuğun içinde bulunduğu gelişimsel dönem göz önünde bulundurularak çocuk kendi sorunları ile baş başa bırakılabilmelidir.
5.Zorluklarla mücadele ederek onların üstesinden gelmeyi öğrenme:

Aile ortamı bir mutluluk ortamıdır. Şimdiye kadar anlatılan gereksinimlerin karşılanması mutlu olmayı getirir. Evde değerli olduğu duygusunu tadan birey mutlu olur ve yaptığı şeylerden doyum alır, kendini gerçekleştirme olanağı bulur.
6.Mutluluk ve kendisini gerçekleştirme ortamı:

Katı din kuralları altında yetiştirilmiş çocuk sürekli yargılanacağı, cezalandırılacağı korkusunu yaşar..
7.Sağlıklı manevi yaşamın temellerini oluşturma ortamı:

ÇOCUĞUNUZA SEVGİNİZİ NASIL İLETİYORSUNUZ?

İLETİŞİM
İLETİŞİM: İletişim bizim başkalarını anlamamıza,başkalarının da bizi anlamasına yardımcı olan bir süreçtir.
İLETİŞİM: Anlamları ortak kılma sanatıdır.

İLETİŞİM ÇEŞİTLERİ
Sözlü iletişim
-Dil
Sözsüz iletişim
-Mimik
-Jest
-Mekan kullanımı
-Temas
-Ses tonu

Anne baba ve çocuk arasındaki iletişimi bir GÜÇ MÜCADELESİ haline getirmemek gerekir.
Anne baba ve çocuk arasındaki zıtlaşmalar KAZAN-KAYBET yaklaşımına dönüşmektedir.
ÇATIŞMA

BEN DİLİ
Yetişkin çocuğun uygun olmayan davranışı karşısında ne hissettiğini iletir.

Konuşanın rahatlamasını, duygularını ifade etmesini sağlar.
Karşı tarafın savunmaya geçmeden dinlemesini sağlar.
Çocuğa kazandırılmak istenilen davranışı etkili kılar.
Kızgınlığın daha başka nedenlerden kaynaklandığını fark etmemizi sağlar.
Çocuğun kişisel sorumluluklarının gelişmesini sağlar. Ona kendi davranışlarından sorumlu olmayı öğretir.
BEN DİLİ

KİŞİYİ SUÇLAYICIDIR,
DAVRANIŞTAN ÇOK KİŞİLİĞE YÖNELİKTİR,
YENİDEN KONUŞMA İSTEĞİNİ ENGELLEYİCİDİR,
KİŞİ KENDİNİ SUÇLANMIŞ VE ANLAŞILMAMIŞ HİSSEDER,
NEYE KIZILDIĞININ ANLAŞILMAMASINA NEDEN OLUR,
KİŞİYİ GÜCENDİRİR ,KIRAR,
KİŞİNİN DİRENMESİNE NEDEN OLUR.
21
SEN DİLİ

22
SEN MESAJLARI BEN MESAJLARI
Kişiliğe yöneliktir
Bütüne ve genele yöneliktir.
Karşımızdaki kişi ile ilgili olumsuz değerlendirmeler içerir.
Karşımızdaki kişinin özgüvenini zedeler.
Öfke ve nefret gibi olumsuz duygular uyandırır.
Çekingen yada saldırgan insanlar yaratır.
İletişimi zedeler.
İlişkiyi zedeler.
Sorumluluk duygusunu geliştirmez.
İşbirliğine karşı direnç yaratır.
Davranışa yöneliktir.
Özele ve o ana yöneliktir.
Gönderen kişinin duygu ve düşüncelerini içerir.

Özgüvene olumlu katkısı vardır.
Gönderene yardım isteği uyandırır.
Atılgan insanlar yaratır.
İletişimi zedelemez.
İlişkiyi geliştirtir.
Sorumluluk duygusunu geliştirir.
İşbirliğine yönelik istek uyandırır.

1- Saygı Duymak: Karşımızdaki kişilere saygı duymak onların varlığını kabul etmek, önemli ve değerli olduklarını hissettirmek, olduğu gibi benimsemek anlamını taşır.
Etkili İletişimin İçin;

2- Doğal Davranabilmek: Abartıdan uzak, olduğu gibi davranmaktır.
Etkili İletişimin İçin;

Etkili İletişimin İçin;
3-Empati: İletişimin belki de en önemli öğesidir. Bir anlamda, dış dünyayı karşımızdaki kişinin penceresinden görmeye çalışmaktır. Kurulan bu duygu ortaklığı, iletişimi güçlü kılar.

4-Etkin Dinleme: İyi bir dinleyici, iletişim kurduğu kişinin yalnız söylediklerini değil, yüzü, eli, kolu ve bedeniyle yaptıklarını da dikkat eder, çünkü yüz ifadeleri, el ve kol hareketleri, bedenin duruş tarzı, sesin tonu gibi sessiz mesajlar kullanarak da, iletişim kurulur.
Etkili İletişimin İçin;

İletişim Engelleri Nelerdir?

Yaşantımızı gözden geçirerek kurduğumuz emir cümlelerini yakalamaya çalışalım. “Kalk, yüzünü yıka, sütünü bitir, dişlerini fırçala, ağzın doluyken konuşma, ödevini bitir, televizyonu kapa, büyüklerinle konuşurken sesini yükseltme, öğretmenini dinle…….” gibi uzayan emir sözcüklerini yakalamamız zor olmayacaktır.
Sıklıkla Emir Cümleleri Kurmak;

“Okulunu bitirmezsen sana para mara yok”,” ödevini bitiremezsen televizyonu unut” ,”sütünü içmezsen cüce kalırsın”, “terliksiz dolaşırsan hastalanırsın” gibi. Bazen işimizi kolaylaştırmak için bir davranışı bitirmesini koşula bağlayabilir ya da gözdağı vererek korkutarak istediğimiz davranışı yapmasını sağlayabiliriz. Televizyon izlemesini istemediğimiz halde onu şarta bağlayarak daha da çekici hale getirebiliriz.
Gözdağı Vererek Konuşma Biçimi;

Senin yerinde olsam plan yaparak çalışırdım”, “sütünü bitirdiğinde boyun uzayacak”,”bak sana bir öneri vereyim” gibi cümleler kurabiliriz ve bu konuşma biçiminin çok yararlı yapıcı olduğuna inanırız. Öncelikle düşünmemiz gereken söylediğimiz şeylere acaba benim mi ihtiyacım var sorusunu cevaplamak sonrada istenmeden verilen öğütlerin, yardımın yararlı olmadığını gözlemleyebilmektir. Aksi takdirde bu yaklaşım anneye babaya bağımlı çocuklar yaratabilmektedir. Ayrıca kendi çözüm yollarını oluşturmasına katkı sağlamayacaktır.
Sürekli Öğüt Verme, Çözüm Önerileri Getirme;

“Sen zaten tembelin tekisin”,”zaten başarsaydın şaşardım”,“yine mi bitiremedin” gibi cümleler kurmak yetersiz, aptal hissetme duygularına neden olabilir. Çocuğun olumsuz bir yargıya hedef olma ya da azarlanma korkusuyla iletişimi kesmesine yol açabilir ya da
çocuk yargı ve eleştirileri gerçek olarak algılayabilir (Ben kötüyüm!) ya da karşılık verebilir (Siz de daha mükemmel değilsiniz!).
Sıklıkla Yargılamak, Eleştirmek;

Bu söylenenler yaşanmış gerçekler olsa da genelde çocuklar eleştirdikleri, azarlandıkları zaman söylendiği için, çocuğun bir kulağından girer birinden çıkar.
Bunlar çocukla iyi bir iletişimde bulunulan anlarda söylenirse daha eğitici olur ve bu acı gerçekler çok ucuza satılmış olmaz.

Bir canlı örnek daha;
Deprem bölgesinde bulunan bir evde orta şiddette bir zelzele sonucu ev sallanmaya başlayınca merak eden anne nerdesin diye seslenince, çocuk içerden korkak bir sesle ben yapmadım anneciğim diye bağırır. Her zaman suçlanan hatalarına hep müdahale edilen çocuk artık her şeyden kendisin sorumlu tutmaya başlar

İstendik davranışı yapması durumunda çocuk yerli yersiz her ortamda övülebilir. “Çok güzel……..”, “Bence harika bir iş yapıyorsun…..”Bu durumda çocuk ailesinin beklentilerinin çok yüksek olduğunu düşünebilir ya da kaygı hissedebilir. Ayrıca övgü başkalarının yanında yapılıyorsa çocuğu utandırabilir ya da aşırı övgü sonucunda çocuk buna alışır ve övülmeye gereksinim duymaya başlar.
Çocuğu Sürekli Övmek

“Neden?….Kim?…..Sen ne yaptın?……Nasıl?…..”
Soruları cevaplama genellikle eleştiri veya zorunlu çözüm getirdiğinden çocuklar genellikle hayır demeye, yarı doğru cevap vermeye, kaçmaya yönelir veya yalan söyler
Sorular genellikle soru soranın nereye varmak istediğini açıklamadığından, çocuk korku ve endişeye kapılabilir
Ailenin endişelerinden doğan sorulara cevap vermeye çalışan çocuk kendi sorununu, gözden kaçırabilir.
Çocuk sorgulanıyor hissine kapıldığında bu durum onda güvensizlik, kuşku oluşturur
Sürekli Soru Sormak, Sınamak, Sorgulamak

*Çocuğunuza zaman ayırın :
Çocuğunuzla geçmiş zaman asla boşa geçmiş zaman değildir.
Çocuğu sevmek, ona bolca ve pahalı oyuncak almak değil onunla ortak faaliyetleri paylaşmak, ona zaman ayırmak, onunla oyun oynamaktır. Çocuğu sevmek sözle sevgiyi ifade etmenin ötesinde, eylemle bu duyguyu ona yaşatmaktır.
ÖNERİLER

*Çocuğunuzla birlikte olduğunuz zaman tüm dikkatinizi ona yoğunlaştırın :
Bu nedenle de, başka bir işle meşgulken değil, kendinizi rahat hissettiğinizde çocuğunuzla ilgilenerek, anne ya da baba olmanın keyfini çıkarın.

****Aşağılamak, suçlamak, çocuk adına karar vermek yerine, çocuğu dinleyin.
****Dinlendiğini düşünen çocuk kabul edildiğini, dolayısıyla sevildiğini düşünen çocuktur
****Göz kontağı kurarak, gülümseyerek kabul belirtisini beden diliyle pekiştirin. Böylelikle çocuk “kişiliğine saygı duyulduğunu” düşünerek iletişimini sürdürür.

****Anne ve babasının kendisini dinlediğini gören çocuk duygularını ifade etme olanağı bulur. Aldığı tepkilerle “anlaşıldım” duygusunu yaşar. Böylelikle rahatlar.
****Çocuğunuza karşı davranışlarınızda tutarlı olun. Kendi içinizde çelişkili davranışlarda bulunmanız ya da anne ve babanın birbiriyle çelişen biçimde davranması, çocuğu “doğruyu bulma” konusunda zorlar.

****Çocuğunuzu başka çocuklarla karşılaştırmayın:
Çocuk, anne babası tarafından önemsenmek, değerli bir insan olarak kabul edilmek ihtiyacındadır. Onun diğer çocuklarla karşılaştırılması, kendini değerli bir insan olarak görmesini engeller. Çocuğun kendine özgü, bağımsız bir birey olarak kabul edilmesi, ruh sağlığının temelini oluşturur.

Bilgilerimizi yaşama geçirme dileğiyle,
daha başarılı, mutlu, huzurlu anları paylaşmak
umuduyla…

Teşekkür ederiz
SEVGİLİ DOSTLAR,

Aile İçi İletişim slayt - sunumunu indir:

Sunum Editörü

Hepsini göster

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Kanalımızı takip ederek daha fazla içeriğe ulaşın!